• BIST 110.932
  • Altın 175,132
  • Dolar 4,0581
  • Euro 4,9812
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 11 °C

Sağlıkta şiddet hekimlerde güven eksikliği yaratıyor!

Sağlıkta şiddet hekimlerde güven eksikliği yaratıyor!
KadıköyŞifa Sağlık Grubu Ataşehir Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Merve İnce; , yeterli raporlama yapılamadığından şiddetin boyutu ve ciddiyetinin yeterince dikkate alınmadığı konusunda uyarıyor.

Saldırganlığın bir versiyonu olan şiddeti ; hem fiziksel hem de psikolojik zarara yol açacak davranışların bütünü olarak tanımlayan KadıköyŞifa Sağlık Grubu Ataşehir Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Merve İnce; , yeterli raporlama yapılamadığından şiddetin boyutu ve ciddiyetinin yeterince dikkate alınmadığı konusunda uyarıyor.

İş yerinde yaşanan şiddet, çalışma hayatinin tüm alanlarında karşımıza çıkmasına rağmen, sağlık sektörünün bu anlamda tüm diğer iş kollarına kıyasla çok daha büyük risk altında olduğu görülmektedir. Bir hastanede görev yapan herkes şiddet tehdidi ile karşılaşabilirken, hastalarla en direkt kontağa sahip hekimler bu riske daha fazla maruz kalmaktadır. Bu şiddetin sonuçları; ufak fiziksel yaralanmalar, daha ciddi yaralanmalar, geçici ya da kalıcı fiziksel engellerden psikolojik travma ve ölüme kadar çok geniş bir etki alanına sahiptir. Hekimlerin hem fiziksel hem de psikolojik sağlıkları bu durumdan olumsuz yönde etkilenir.Gelişen moral bozukluğu, artan iş stresi, işten ayrılma oranları, yönetime ve çalışma arkadaşlarına güvenin azaldığı, düşmanca bir çalışma ortamı da yaşanan şiddetin kurum üzerinde bırakacağı etkilerden yalnızca bazılarıdır.

Şiddeti ortaya çıkaran nedenlere bakıldığında; uzun bekleme süreleri, tedaviden memnun kalmama, doktorun hastanın onaylamadığı bir şey söylemesi ile ortaya çıkan anlaşmazlık, alkol ve madde etkisi altında olma, psikiyatrik bozukluklara sahip olma gibi durumlar ön plana çıkmaktadır. Çoğunlukla yetersiz çalışma koşulları ve sağlık politikaları ne yazık ki az sayıda hekimin çok sayıda hastayı tedavi etmesini gerekli kılmaktadır. Bu durum uzayan bekleme sürelerine sebep olarak sinirlenmiş hasta ve hasta yakınlarını şiddete daha eğilimli hale getirmektedir. Elbette ki böyle durumlarda şiddete eğilimde kültürel normları da göz önünde bulundurmak gerekir. Özellikle acil servis bölümlerindeki uzun bekleme kuyrukları, yaşamsal riskli hastalıklar ve gürültülü ortamlar şiddeti daha olanaklı kılan riskli faktörleri olarak görülebilir. Acil servise gelen çoğu hasta ve hasta yakını yaşadıkları kaygı ve paniğin etkisiyle agresif davranışlara diğer bölümlerdeki hasta ve yakınlarına kıyasla daha meyilli olabilirler.

Henüz Türkiye’de bu alanda yapılan çok sayıda çalışma olmasa da yabancı kaynaklardan edindiğimiz bilgiler; sağlık sektöründe sözel/psikolojik şiddetin fiziksel şiddetten çok daha yoğun olarak uygulandığı yönündedir. Bazı durumlarda bu tarz bir şiddetin fiziksel şiddetten çok daha ciddi ve uzun süreli sonuçları olabilmektedir.

Genel olarak bakıldığında özellikle şiddete birebir maruz kalmış hekimlerde kaygı seviyesinin yükseldiği gözlemlenmektedir. Daha ileri boyutlarda ise depresyon, uykusuzluk, travma sonrası stres bozukluğu, agorafobi, ve çalışmayı engelleyecek seviyelerde korku ve/veya kaygı düzeylerine rastlanmaktadır. Şiddete maruz kalan hekimler zaman içinde hastalardan korkmaya başladıklarından hastalarına güvenli, etkin ve yetkin bir tedavi ve bakım verebilmekte güçlük çekmeye başlamaktadır. Öfke, utanç, küçük düşme, stres, şiddet anına ilişkin görüntülerin istemsiz olarak akla gelmesi, tükenmişlik, motivasyonda azalma, özsaygıda düşüş, huzursuzluk, işe bağlılıkta azalma, tütün, alkol ve madde kullanımındaki artış da şiddetin hekimler üzerindeki diğer olası sonuçlardır. Aynı zamanda söz konusu hekimlerin aile yaşantısı ve genel hayat kalitesi de bu durumdan olumsuz şekilde etkilenmektedir.

İşin üzücü tarafı sağlık çalışanlarına yönelik uygulanan şiddetin gün geçtikçe artıyor olmasıyken, yeterli raporlama yapılamadığından işin boyutu ve ciddiyeti yeterince görülememektedir. Birçok durumda şiddete maruz kalan hekimlerin ilgili yönetimin desteğini alabileceklerine dair inançlarının olmayışı bu durumların raporlanma sıklığına ket vurmaktadır. Aynı zamanda hekimlerdeki şiddete sebebiyet veren davranışla ilgili suçlanma korkusu, hiçbir aksiyon alınmayacağına inanarak raporlamayı gereksiz zaman kaybı olarak görme ve kendi haklarını yeterince iyi bilmeme ile kurumlardaki “hasta her zaman haklıdır” inanışı bu konunun ciddiyetinin göz ardı edilmesine ve gerekli önlemlerin alınmasına engel olmaktadır.

İş yerinde şiddet çok yönlü, çok faktörlü, hem sosyal hem de yasal bir problem olarak tüm iş kollarını etkilemektedir. Son yıllarda hekimlere uygulan şiddetin giderek artması, bu durumun özellikle sağlık sektöründe kanayan bir yara haline geldiğini göstermektedir.Bu durum, tüm toplumda yaşanan şiddet dalgasının seviyesiyle doğru orantılı bir yansıma olarak görülebilir. Zira ekonomik dalgalanmalar, yoksulluk, artan işsizlik oranları ve silahlanmanın her geçen gün daha da kolaylaşması toplumu daha şiddet yanlısı ve tehlikeli hale getirmektedir.

Toplumun sosyal dokusundaki bozulmaların da artan şiddet olaylarında etkisi görmezden gelinemez. Giderek artan bu düşmanca ve saldırgan davranışların önlenmesi adına; uygun politikalar ve güvenlik önlemleri geliştirilmedikçe, bu sorunun ciddiyeti göz ardı edildikçe, tek amaçları insanları iyi etmek ve sağlıklarına kavuşturmak olan başta hekimler olmak üzere tüm sağlık çalışanlarının bu durumlara maruz kalması ne yazık ki kaçınılmaz görünüyor.

 

 

       

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Sağlık Gündemi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 05343258300