• BIST 107.202
  • Altın 145,263
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 19 °C

Özel Gereksinimli Çocukların Ailelerinin Yaşadıkları Psikolojik Süreçler

Güllü Bal

ÖZEL GEREKSİNİMLİ ÇOCUKLARIN AİLELERİNİN YAŞADIKLARI PSİKOLOJİK SÜREÇLER

Özel gereksinimli çocukları olan aileler, çocuklarının özel durumunu öğrendikleri ilk andan çocuğun durumunu kabullenene kadar psikolojik ve duygusal birçok süreç atlatmaktadırlar. Çünkü ; her anne baba çocukları olacağını ilk öğrendiklerinde hatta bundan daha önceki süreçte de mükemmel ve sağlıklı bir bebek hayaliyle planlar yapmaktadırlar. Problemli bir çocuk doğması fikri ailelerde kaygı uyandırdığından dolayı geleceğe yönelik tüm hazırlıklar buna yöneliktir. Ancak bazen beklentiler tam olarak karşılanamaz ve aileler özel gereksinimli bir çocukları olacağını öğrenirler. Bu aşamadan sonra da aileler büyük bir hayal kırıklığı yaşarlar ve aile bireylerinde ümitsizlik duyguları hakim olmaya başlar.

Ailede özel gereksinimli bir bireyin olması tüm aile üyeleri için hem stres verici olumsuz bir etken hem de hayat boyunca devam eden duygusal bir yük olmaktadır. Araştırmalar, özel gereksinimli çocukları olacağını öğrenen ailelerin yaşadıkları üzüntü ve gösterdikleri tepkilerin, çok sevdiği bir yakını ölen birinin yaşadığı yas sürecine ve duygusal tepkilerine çok benzediğini ortaya çıkarmıştır. Ailelerin yaşadığı bu süreçte ortaya çıkan tepkiler sırasıyla; şok, inkar, öfke ve depresyon, suçluluk, utanç, pazarlık son olarak da kabul ve uyumdur.

Normalden farklı özellikte çocuğu olacağını öğrenen aileler ilk başta bu gerçeğe inanmazlar ve büyük bir şok yaşarlar. Bu aşamada aşırı ağlama, hiç ağlamama ya da tepkisiz kalma gibi davranışlar görülebilir. Büyük şoku atlatan aileler var olan durumu kabullenemeyerek inkar etme yolunu seçerler. Çünkü karşılaştıkları durum hayatlarının tüm dönemleri boyunca büyük sorumluluklar yüklenmeleri gereken bir durumdur. Bu da ailelerde büyük bir kaygı ve korku uyandırmaktadır. Bu dönemde ümitsizlik duyguları hakim olmaktadır. Anne ve babalar var olan duruma karşı öfke duyguları hissetmeye başlarlar. Öfke aslında duruma yöneliktir. Ancak anne baba bu öfkeyi bazen çocuğa karşı ‘farklı olmak zorunda mıydın?‘ ya da ‘niye sende diğerleri gibi değilsin’ şeklindeki sözleriyle ifade ederler. Çoğu zamanda eşler birbirlerine karşı öfke duymaktadırlar. Bu dönemde aile bireyleri depresyona girebilmektedir.

            İlerleyen süreçte var olan durumu inkar edemeyen anne babalar birbirlerini ya da dışarıdan birilerini suçlama yolunu seçerler. Çocuklarının özel durumunu kendilerinin ya da eşlerinin yaptıkları bir yanlıştan veya söyledikleri hatalı bir sözden kaynaklanmış olabileceğini düşünürler. Hatta gebelikten önceki süreçte ya da gebelik sürecinde doktorun yanlış bir teşhisinden, verdiği yanlış bir ilaçtan kaynaklanmış olabileceğini bile düşünürler ve sağlık çalışanlarını suçlamayı tercih edebilirler. Çocukların büyüyerek sosyal hayata karışmaya başladığı dönemlerde anne baba çocuklarından, onun davranışlarından veya fiziksel görünüşünden utanç duyarak çocuğun sosyalleşmesini engelleyebilirler. Ancak geçirilen bu psikolojik süreçlerin ve çözüm yollarının birçoğunun ailenin özel gereksinimli çocuğu kabullenmesine faydası olmamaktadır. Aile üyeleri özel gereksinimli çocuklarının var olan sorunlarına çözüm bulabilmek için doktorla, öğretmenle veya tanrı ile pazarlık yapmaya başlarlar. Örneğin çocuğum iyi olsun doktora veya çocuğum okumayı öğrensin öğretmenine hediye alacağım gibi vaatlerde bulunabilmektedirler. Aslında bu süreç ailelerin çocuğun özel durumunu kabullenmeye yaklaştığı bir dönemdir.

            Tüm bu kaygılı ve stresli süreçlerden sonra aile artık çocuğunun özel durumunu kabul etme ve bundan sonraki süreçte yaşamını ona göre ayarlama yolunu seçmektedir. Ev içi düzenlerini, iş saatlerini, sosyal çevreleriyle ilişkilerini çocuklarının özel durumuna göre ayarlamaya başlarlar. Kabul ve uyum aşaması ailelerin geldiği son aşamadır ve hem aile üyeleri için hem de çocuk için en verimli süreçleri kapsamaktadır. Bundan önce bahsettiğimiz tüm aşamalar her ailenin yaşayabileceği normal süreçlerdir. Ancak bu süreçleri olumsuz yapan ailenin bunlardan birinde saplanıp kalması ve kabul aşamasına gelememesidir. Çünkü çocuğunun özel durumunu kabullenemeyen aileler, çocuklarının gelişimi için gerekli tedavi ve eğitimi geciktirirler ya da reddederler. Ancak çocuklarının durumunu kabul eden aileler, çocuklarının sorunları hakkında konuşmayı, ortak sorumluluklar almayı ve çocukları için gerekli olan tedaviyi ve eğitimi almayı tercih ederler.

            Özel gereksinimli çocuklarının durumunu kabullenen ailelerde aile içi yardımlaşma, işbirliği ve çocuğun sorumluluklarının paylaşılması aile üyelerinin yaşadığı kaygı, korku ve ümitsizlik duygularını azaltmakta ve aile üyelerine hem sosyal hem de duygusal destek sağlamaktadır. Bu nedenle aile üyelerinin hem aile içinde birbirleriyle hem de çocuklarının gereksinimleriyle ilgili doktor, öğretmen gibi uzman kişilerle iletişim ve işbirliği halinde olmaları faydalı olacaktır.

Psikolog Güllü Ünal

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Sağlık Gündemi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 05343258300