• BIST 107.202
  • Altın 145,263
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 19 °C

Otizm

Güllü Bal

      Çocukluk döneminde başlayıp yetişkinlikte de devam eden Otizm, Rett Sendromu, Asperger Sendromu gibi birçok yaygın gelişimsel bozukluklar vardır. Otizm bunlar arasında rastlanma sıklığı en fazla olan bozukluktur. Otizm, bireyin çevresiyle olan duygusal ve sosyal ilişkilerde bozukluk, gecikmiş dil konuşma, tekrarlayan anlamsız davranışlar ve çevreye karşı aşırı ilgisiz tutum ve davranışlarla karakterize olan bir yaygın gelişimsel bozukluktur. Otizm genellikle 0-3 yaş aralığında fark edilir ve tanı konulur. Otizm sendromu, yaygınlığı konusunda geniş bir yelpazeye sahiptir. Her ırktan, her milletten, her kültürden ve sosyoekonomik çevreden bireyler otizm tanısı alabilirler. Ancak otizmin erkek çocuklarda görülme oranı kız çocuklarına göre 3- 4 kat daha fazladır. Nüfusun genelinde ise görülme oranı yaklaşık 200 kişide 1 kişidir.

           Otizmin tanısını koyacak henüz belirli bir yöntem yoktur. Tanı, uzmanların çocuğun davranışlarını gözlemlemesi ve değerlendirmesi sonucu konulmaktadır. Otizm tanısı konulurken belirleyici olan üç sorunlu alan vardır. Bunlar; çevresiyle sosyalleşmede yaşanılan problemler, tekrarlayan hareketler ve takıntılı davranışlar, dil gelişimi ve dil konuşmada bozukluktur. Otizmli bireylerde ortak görülen ve en belirgin olan tanı kriterleri bunlardır. Otizmli çocuklar diğer insanlara çok fazla yaklaşmazlar, onlara karşı ilgisizdirler ve fiziksel temastan kaçınırlar. İletişime girmekten zevk almazlar, iletişim kurmayı ya da konuşmayı bir gereklilik olarak görmezler, diğerleriyle monolog halinde konuşurlar. Karşısındaki kişinin el-kol hareketlerini, yüz ifadelerini, duygu ve düşüncelerini pek fazla anlayamazlar. İleri derecede fonksiyon gösteren çocuklar el kol hareketlerini kullansalar da bunu anlamsız olarak yaparlar. Dili çok basit bir şekilde kullanırlar ve gösterişli, mecazlı konuşmaları anlamakta güçlük çekerler. Otizmli çocuklarda yaratma gücü ve hayal etme yeteneği de çok kısıtlıdır. Nesne ve oyuncaklarla ilgili diğer çocuklarla hayali oyunlar oynayamazlar. Nesnelerdeki küçük anlamsız detaylara odaklanırlar ancak nesnenin bütününü dikkate almazlar. Örneğin, bir oyuncaktaki küçük şekillere dikkat edip onla ilgilenirler ama oyuncağın başka hiçbir ayrıntısıyla ilgilenmezler. Yaratıcı aktiviteleri sınırlıdır, ya başkasını taklit ederler ya da bıkmadan usanmadan karşısındaki kişiyi izlerler.

            Otizmli çocuklarda parmakları tıklatmak, elleri vurmak ya da sallamak, bir yere giderken hep aynı yolu kullanmak gibi takıntılı davranışları vardır. Çocuk belli bir amacı

olmaksızın bazı eşyalara karşı yoğun bir bağlılık geliştirebilir. Eşyalar ile belirli desenler oluştururlar, şekiller çizerler. Çocuklar çoğu zaman kaçmak, bağırmak, ısırmak, çevresindeki eşyalara zarar vermek gibi sosyal açıdan olumsuz davranışlar da gösterebilmektedirler. Çok sık görülmese de bazı otizmli çocuklarda müzik, spor, astronomi gibi farklı ilgi ve beceriler de olabilmektedir.

             Çocukların zeka düzeyi otizmin seyrini belirleyen en önemli faktördür. Bazı otizmli çocuklarda zeka düzeyi iyiyken bazı çocuklarda düşük zeka görülebilmektedir. Zeka düzeyi iyi olan çocuklarda otizm belirtileri daha hafif olmaktadır. Tüm hastalıklarda olduğu gibi otizmde de erken tanının yeri çok önemlidir. Otizmli olduğu erken yaşlarda tespit edilen çocuğa erken müdahalede bulunulur ve tedaviye erken başlanmış olunur. Otizmin birçok belirtisinin bilişsel ve davranış değiştirme eğitimi ile tedavisi olurken, otizme eşlik eden epilepsi, hiperaktivite, uyku bozukluğu gibi farklı rahatsızlıklar için ilaç tedavisi etkili olmaktadır. Şuan için otizmin en önemli tedavisi özel eğitimdir. Çocuğa küçük yaşlarda verilmeye başlanan özel eğitim, belirtilerin iyileşmesine ve çocuğun birçok alanda kendini geliştirmesine katkı sağlayacaktır.

              Otizmin tedavisinde de çocuğun her alanda yaşadığı sorunlarda ve rahatsızlıklarda olduğu gibi anne ve babalara önemli görevler düşmektedir. Çocuğun aldığı özel eğitimin ya da kullandığı ilaçların etkili olabilmesi için anne ve babanın da çocuğa bu tedavileri ve uygulamaları destekleyici tutum ve davranışlarda bulunmaları gerekmektedir. Öncelikle anne ve babaların çocuklarının davranış, huy, karakter gibi özellikleri en iyi şekilde tanımaları ve otizm konusunda gerekli tüm bilgileri edinmeleri gerekmektedir. Uygun zamanda, uygun davranışın ya da eğitimin bilinçli bir şekilde verilmesi çocuk için faydalı olacaktır. Yoksa her eğitim ya da tedavi her çocukta etkili olmamaktadır. Bu konuda psikiyatristlerden, psikologlardan ya da özel eğitim merkezlerinden gerekli bilgi ve yardım alınabilir.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Sağlık Gündemi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 05343258300