• BIST 102.270
  • Altın 149,533
  • Dolar 3,5485
  • Euro 4,2033
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 13 °C

Fmf Hastalığı Böbrek Yetmezliğine Kadar Götürebilir

Fmf Hastalığı Böbrek Yetmezliğine Kadar Götürebilir
Özel Konya Farabi Hastanesi Dahiliye Uzmanı Uzm. Dr. İsmail GÜNER, FMF hastalığı hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Güner, FMF hastalığı tekrarlayan karın ağrısı, yüksek ateş,eklem ağrıları,ciltte kırmızı döküntülerle seyreden 2-4 gün kadar süren kendi kendini sınırlayabilen enfeksiyon benzeri bulgularda ortaya çıkan ancak enfeksiyöz olmayan,çoğunlukla 20 yaşından önce ortaya çıkan tekrarlayıcı genetik bir rahatsızlıktır dedi.

Dahiliye Uzmanı Güner , hastalığın genetik geçişli olduğunu ilk defa 1992 yılında Fransa’daki genetik bilimciler tarafından bulunduğunu söyledi.FMF hastalığının belirtileri hakkında bilgi veren Dr. Güner,” şiddetli,tekrarlayıcı karın ağrısı, ateş, nefes darlığı,göğüs ağrısı ve eklem ağrıları gibi bulgularla ortaya çıkar.Bu tablo ile acile başvuran hastayı her başvuruda farklı bir hekim muayene eder,bu yüzden de teşhiste gecikme olur.İlk değerlendirmelerde yapılan testlerde FMF hastalığı olduğu ortaya çıkmayabilir ataklar dışında hasta rahatsız ve tetkikler tamamen normaldir. Bu hastalık dışlama tanısıdır.Dışlama tanısı, belirtilen şikayetlerle başvuran hastanın radyolojik görüntüleme tetkiklerinin normal olması,apandisit,böbrek taşı veya enfeksiyonu (nefrit),safra taşı veya enfeksiyonu,bağırsak tıkanıklığı,gastroenterit vb. olmadığının gösterilmesidir. Enfeksiyondaki gibi lökosit değeri dediğimiz beyaz kan sayısının,CRP Fibrinojen testlerinin yüksek olması hastalık hakkında ip ucu olabilir” dedi.

Hastalığın tanısıyla ilgili Türkiye’nin her ilinde tarama yapıldığını anlatan Uzm.Dr. Güner, Sosyal Güvenlik Kurumu genetik test taramasına izin verdiğini ve bu taramadan herhangi bir katılım payının alınmadığını söyledi.Hekimler olarak çok dikkatli olmayız diyen Güner, “Genetik testin sonucu negatif olabilir. Test negatif diye tedavi bırakılmamalıdır. %15 e yakın oranda hastada genetik mutasyon tesbit edilemeyebilir. Türkiye’de 1997 yıllarında genetik taramalara başlandı. Ailevi Akdeniz Ateşi hastalığı halen son dönemde böbrek yetmezliğine(diyaliz veya böbrek nakli gerektiren böbrek yetmezliği) götüren hastalıklar arasında5. veya 6.sırdadır. Türkiye’de %0.1 sıklıkla görülmektedir,her beş kişiden biri bu hastalığın taşıyıcısıdır. Bu oldukça yüksek bir orandır. Türkiye’den başka Yunanistan, İsrail, İtalya,Ermenistan ile Ortadoğu ülkelerinde sık görüldüğünü” açıkladı.

 

 

Uzman Dr. İsmail Güner, FMF hastalığında kullanılan tek ilacın kolşisin denilen çiğdem çiçeğinin özünde gizli olduğunu söyledi. Bu ilacı ilk defa 1972 yılında Hulüsi Behçet tarafından behçet hastalığı tedavisinde kullanıldığını söyleyen Güner sözlerini şu şekilde devam etti,”Kolşisin tedavide etkili bir ilaçtır. Atakların sayısını ve şiddetini kontrol eder,önler. Atakların önlenemediği az bir hasta grubunda sıklık ve şiddetini azaltır.Kolşisin kullanıldığı halde düzelmeyen çok az bir hastamız var. Hastaların%60′ında semptomlar tamamen düzeltilebilir. Kolşisin tedavisi alanlardan edindiği yanlış bilgi nedeniyle tedaviyi bırakmaktadır. Gebelik döneminde kullanımıyla ilgili aldığı yanlış bilgidir. Gebe kalındığında ilacın kesilmesine gerek yoktur, belki en fazla ilk sekiz hafta tedaviye ara verilebilir. Bir diğer yanlışın Ilacın erkeklerde sperm sayısını azatlıp kısırlık yaptığı ile ilgili yanlış bilgidir.Böyle bir durumun olmağını sperm sayısındaki azalmanın çocuk sahibi olmaya engel olmayacağı bilinmelidir, ilaça verildiğinde azospermi düzelecektir dedi.

Kolşisin tedavisine başlandığında hastaya bilgi verdiklerini anlatan Dahiliye Uzmanı Güner, “İlk başlarda ilaç ishal yaptığı için bu ilacı hasta kullanmak istemiyor.Tedaviye devam edildikçe ishal yapıcı yan etki ortadan kalkar.Eldeki mevcut kolşisinlere allerjik reaksiyon veya direnç görülürse opakalsin türevleri denenebilir.Kontrollerde karaciğer fonksiyon testleri ve miyopati açısından Asıl eğer şüpheleniliyorsa kas enzimleri testleri yapılmalıdır.

Dr.Güner kolşisin, ataklar bakımından yeteri kadar fayda görmeyen hasta gruplarında bile amiloidoz gelişimini önlemesidir dedi. ” Hasta organ yetmezliğinden korunur.Amiloidoz vücudun çeşitli yerlerinde birikebilir.Kalpte biriktiğinde ritim bozukluğu,karaciğerde biriktiğinde karaciğer fonksiyon bozukluğu,bağırsakta biriktiğinde bağırsağın emilim fonksiyonu bozukluğuna,beyinde biriktiğinde epilepsiye varan çeşitli nörolojik rahatsızlıklar ortaya çıkabileceğini açıkladı.

Özel Konya Farabi Hastanesi Dahiliye Uzmanı Uzm. Dr. İsmail GÜNER,tanı almış hastaların takiplerinde “Amiloid” dediğimiz maddenin birikimi araştırılabilir. Bu araştırmalarda idrarda protein kaçağı bakılabilir,karaciğer ve dalak büyüklüğü araştırılabilir. Böbrek karaciğer mide ve rektum,karın bölgesi yağ dokusu,diş eti biyopsilerinde amiloid boyaması yapılabilir. Genetik testlerdeki pozitifliklerin homozigot veya heterozigot oluşu ,tek allel mutasyonu,hangi mutasyonların Amiloidoz birikimi ile daha ilişkili olduğu gibi konuların mutlaka uzman hekimlerce değerlendirilmesi gerekir” dedi.

Kaynak:farabihastanesi.com.tr

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Sağlık Gündemi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 05343258300